
| Kategori : / RAMAZAN- ORUÇ- İNSAN | Okunma Sayısı: 3093 |
Müslümanlığın temel beÅŸ ÅŸartından biri olan Oruç'la hukukumuz nedir? Rasulullah (sa.) bunun çerçevesini çiziyor:
Buyuruyor ki:
-Aziz ve celil olan Allah buyuruyor: İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, onun mükafatını ben vereceÄŸim.
Demek Rabbimiz;
1. Oruca sırf Zatına yapılmış bir ibadet vasfı yüklüyor. Yani onu riya gibi ibadetin özünü deÄŸiÅŸtiren sapmalardan arındırılmış kabul ediyor.
2. Sonra orucun ecrini kendi sonsuz hazinesine bağlıyor.
Rasulullah'ın bir baÅŸka hadisi ÅŸerifinde, hem orucun bu “Zati” niteliÄŸi ÅŸerh edilmiÅŸ oluyor hem de Rabbin ikram edeceÄŸi mükafatın çerçevesi...
-Kim inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa geçmiÅŸ günahları affolunur. (Buhari, iman 28, savm 6)
İman ve ecri Allah'tan bekleme karşılığında geçmiÅŸ günah yükünün sıfırlanması... İnsanın anasından doÄŸduÄŸu günkü kadar ak, berrak hale gelmesi...
Bu mutevayı pekiştiren bir hadisi şerif daha var:
-Allah rızası için bir gün oruç tutan kimseyi Allah Teala, bu bir günlük oruç sebebiyle cehennem ateÅŸinden yetmiÅŸ yıl uzak tutar. (Buhari, Cihad 36)
Bir tek gün, ama içini “Allah rızası” ile doldurabildiÄŸimiz bir tek gün oruç tutabilirsek, 70 yıl, yani hani nerdeyse bir insan ömrü kadar zaman ateÅŸten uzak kalacağız. Yani bünyemizde ateÅŸin yakacağı günah tortuları bulunamayacak.
Muhyiddin Arabi hazretleri bütün bu çaÄŸrıların içinden bir öÄŸüt çıkarır, der ki:
-Oruçlu iken günah iÅŸlemekten sakın. Çünkü o günah, orucun sevabını iptal eder. Oruç senin için deÄŸil Allah için tutulur. Öyleyse Allah Teala kendisine ait olan bir iÅŸte seni hoÅŸnut olmadığı ÅŸeylerde görmesin. Åžu halde oruç tutarken en güzel hallerde ol ve en güzel iÅŸleri yap.
Oruçlusun, Allah seni, Zatına ait bir iklimde görmek istiyor ve sen yanlış iÅŸler üzeresin. Bu, oruçlu insana yakışmıyor... Orucun hakkını vermiÅŸ olmuyorsun. Oruç güzel, yani Allah'ın hoÅŸnudluÄŸunu kazanacak bir hayatın içinde olursa ahenk arzediyor, ve orucun ruhani muhtevasıyla bütünleÅŸmiÅŸ bir hayat, güzel bir hayat demeye layık oluyor.
Orucun bir kurtuluÅŸ çaÄŸrısı var.
Hani Ezanın “Hayye alel felah – Haydin kurtuluÅŸa” çaÄŸrısı gibi...
“GeçmiÅŸ günahların maÄŸfiret edilmesi...” bir külli arınma demek...
Her yıl, insanın önüne, Rahmanürrahim olan Allah Teala, böyle bir arınma fırsatı sunuyor. Kirlerini yıka, yüklerini dök, Rabbin yoluna gir, ve öyle yürü...
Bu çaÄŸrılara, ancak İslam'ın vadettiÄŸi – tanımladığı külli maÄŸfireti, kurtuluÅŸu, felah'ı önemseyen insanların kulak kesileceÄŸi açık. Günahı günah bilen, yani günahı bir insanın arınması gereken bir kir telakki eden, ebed yurdunda Rabbin bağışlamasını, dünya hayatının da ana gayesi kabul eden insan için “hayye alelfelah”ta insanı heyecana sevkeden bir muhteva vardır.
Onun için İslam'ın her çaÄŸrısı imana baÄŸlıdır, oruçla ilgili maÄŸfiret çaÄŸrısı da iman'a merbuttur.
Orucu böyle algılayabiliyor muyuz?
Ezanın “Haydin KurtuluÅŸa” çaÄŸrısı, içimize bir “kurtuluÅŸ çaÄŸrısı” gibi akıyor mu?
Orucu böyle algıladığımızda, bir ayın hakkını ona göre vermemiz gerektiÄŸini de idrak ederiz.
DeÄŸilse
Ezanlar gelir geçer...
Namazlar gelir geçer...
Oruçlar gelir geçer...
Kur'an'lar gelir geçer...
Peygamberler gelir geçer...
Allah dostları gelir geçer...
Ve biz
“KurtuluÅŸ çaÄŸrıları”nın bir tekini bile idrak edemeyebiliriz.
Muhyiddin ibnü'l Arabi Hazretleri “Mala, Allah yolunda vermekle iyi davran... Kur'an'ın manasını anlamaya çalışarak ona karşı güzel davran. Duaya iyi davranmak demek, onu yürekten yapmak demektir. Kiramen katibine davranışın, onlara iyi ÅŸeyler yazdırmak olsun. AÄŸaç ve taÅŸlara da boÅŸu boÅŸuna harcamamak suretiyle iyi davran. Üzerinde namaz kılmakla yere iyi davran. Namaza iyi davranışın onu iyi kılmakla olur. ” diyor. Buradan hareketle “Oruca iyi davranmak demek, maÄŸfiret kıvamında onunla buluÅŸmak demektir” diyebiliriz. Ki İbnül Arabi Hazretleri “Oruca karşı iyi davranman için günahlardan kaçınman gerekir” diyor. Yani orucun hakkını vermek...
Bunun için bir kalbi hazırlık gerekiyor...
“Ramazan'a yakalanmak” var, “Ramazan'ı karşılamak” var. Ramazan gelip bizi, ellerimiz kir pas içinde, gönüllerimiz teÅŸevvüÅŸte yakalarsa, diye bir kaygı, en çok ÅŸimdiki zamanlar için akla gelmez mi? Darmadağınık dünyalar içinde yaÅŸarken...
Oysa bir çaÄŸlayanın içinden geçeceÄŸim ve iliklerime kadar Yaratıcı'nın yakınlığını, O'na kulluÄŸu, O'nun maÄŸfiretini, lutfedeceÄŸi arınmayı, kurtuluÅŸu hissedeceÄŸim, demek var bir de...
Kalbi bir hazırlık...
Hilali beklemek, belki bir yönüyle bunun için önemli...
DurmuÅŸsunuz ve gözleriniz gökleri tarıyor... Bir kutlu misafir gelecek ve size sonsuz armaÄŸanlar getirecek... Kalbiniz hazır, evleriniz hazır, çocuklarınız hazır, iÅŸ dünyanız hazır, hatta sokaklarınız, ülkeniz hazır...
Hiç olmazsa kalbleri hazırlamak gerek ülkeleri, sokakları kaybetmiÅŸsek bile...
Bu hazırlıkla oruçla buluÅŸtuktan sonra, Ramazan'ın her gününe itina etmeye geliyor sıra... Giden günlerde maÄŸfiretle buluÅŸamamışsak diye bir kaygı ile, gelen güne daha çok, daha çok itina... Her günün arınmışlığından, gelen gün için güç toplayarak, daha bir ruhi derinleÅŸme yollarına yürüyüÅŸ...
30 altın gün. Farzedelim ki bir ömrün muhassalası... Özeti... Daraltılmış bir ömür süresi... Bugün var, yarın yoksun... 30 gün göz açıp kapayıncaya kadar geçer... Ömür daha mı uzun? Bugünü kurtarmak için çırpın... Yarın ya yoksa... Bugünün eksilerini yarın tamamlamak için çırpın... Her yarını ahiret yolculuÄŸun çıkmadan bir gün önceki artı bir ikrammış gibi düÅŸün... 30 günlük ömür..
Bir altın gün verilmiÅŸ üstelik... Bul o günü 30 gün içinde. Kadrini bil o günün. Bin aylık bir derinlik bul o günde... YoÄŸunlaÅŸ, yoÄŸunlaÅŸ ve Rahman'ın yakınlıklarına sokulmanın yollarını bul. Damarlarında O'nun yakınlığı nabız gibi atsın...
Bir dua bul, bir tevbe bul, bir secde bul, bir kıyam bul, tekbir bul namazlarında...
“Kur'an ayı”nda Kur'an'dan bir ışık bul çatallaÅŸan yollarını aydınlatacak zihni berraklık için... Bir kalb duruluÄŸu edin Kur'an'la, bir ölçü beraklığı edin Kur'an'la... Dost ol Kur'an'la... Bir dostluk geliÅŸtir Ramazan'da baÅŸlayıp tüm zamanlarına yayılacak...
Bir mü'minin gönlünde sevinç uyandır, bir sadaka çıkar yüreÄŸinden, bir tebessüm çıkar gözlerinden, bir yetimin duası ile buluÅŸ, zekatını elçi olarak gönder Yüce Huzur'a, bir yaÅŸlının duasına karış...
Allah bize “zaman terbiyesi” kazandırmak istiyor. “İnsanın ömrü nasıl Allah için kılınır?” sorusunun cevabını veriyor Ramazan, bir ayda kuÅŸandığımız zaman terbiyesini tüm zamanlara yayabileceÄŸimiz ümidi var Ramazan'la ilgili ölçülerde, vaadlerde...
Zamanın sahibi Allah!
Zamanı insana ikram eden O (c.c.)
Ve zamanın içinde insana kurtuluÅŸ yolları var eden O (c.c.)
İnsana küçücük adımlar kalıyor, maÄŸfiretin, külli arınmaların kapısını çalmak için, açmak için...
Nankörlük etmemeli... cahillik etmemeli... Zulme yönelmemeli... Fesattan kaçınmalı...
Oruç, insanı en güzel yaratılış iklimine taşıyacak yol adabından biri... tutunmalı ona, onun felah çaÄŸrısına kulak vermeli...
“ÇaÄŸrışır tellallar inanmaz mısın?” diyor ya Yûnus Emre...
Minareler arasına gerilen mahyalar deÄŸil sadece, bütün zamanların ezanları “Hayye alel felah - Haydin kurtuluÅŸa” diye sesleniyor.
Ramazan'ın kurtuluÅŸ çaÄŸrılarını duyanlara ne mutlu...
Yazar: Ahmet TaÅŸgetiren |
05-09-10 |
||
| E mail: ethem92@mynet.com | Tweet | ||