HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / ÂKİF EMRE
Okunma Sayısı: 3681
Yazar: Âkif Emre
BİN YILIN SONU MU? (28 Şubat bitti mi?)

 

Pazar günü 'postmodern darbe'nin yıldönümü ilginç gösterilerle hatırlandı; aslında kutlandı da denebilir. 28 Åžubat sürecinin bin yıl süreceÄŸini ilan eden bir genelkurmay baÅŸkanının sözlerinden mülhem olarak postmodern darbenin bittiÄŸi ilan edildi. Sanki 28 Åžubat günlerinde "bu sefer de sivil inisiyatif yapsın" diyenlere nazire olmak üzere sivil toplum örgütleri meydanlara çıkıp sürecin sonunu ilan ettiler. İronik olan ÅŸu ki; ne süreci taşıyan sivil inisiyatif ne de askerlerdi sonu ilan edenler. Sürecin maÄŸduru kesimlerdi alanlardan bunu haykıranlar.

28 Åžubat'ın bittiÄŸine inanmak isteyenleri haklı çıkaracak, aynı zamanda bin yılın sonunu ilan etmelerini mümkün kılan ÅŸey "hükümet darbesi teknikleri" açısından bir iÅŸin bitmiÅŸ olduÄŸunu varsaymalarıdır. Teknik olarak bakıldığında darbe planları yapanların mahkemelere sevk edildiÄŸi, yüzeysel bir demokrasinin yaÅŸandığı bir atmosferde cumhuriyet mitingleri kadar kalabalık olamayan kitlelerin 'muhayyel milenymu'un bitiÅŸini ilan etmesi de az ÅŸey olmasa gerek.

Malum sürecin bitip bitmediÄŸine bu tür göstergelere bakarak karar vermenin kıyasıya aldatıcı olacağını düÅŸünüyorum. Belki ÅŸu acıtıcı soruyu sorarak baÅŸlamalı: Sahi, 28 Åžubat kime karşı yapılmıştı?

(28 Åžubatın hedefi olanlar iddialarına hâlâ devam ediyorlar mı? "DoÄŸruluÅŸ")

Bu sürecin gerekçesi olarak hedef tahtasına konan çevrelerin söylem, tutum ve iddialarının devam edip etmediÄŸini yahut bu çevrelerin o günkü iddialarının bugün neresinde olduklarına bakarak muhayyel sürecin gerçekten sona erip ermediÄŸini konuÅŸmalı. KonuÅŸmalı, çünkü bu paragrafı açmak bile cesaret isteyen bir hal almıştır.

28 Åžubat'ı sistem ve Müslümanlık açısından en sarsıcı ÅŸekilde yorumlayan İsmet Özel olmuÅŸtu o dönem: "Sistem Müslümanların biatını kabul etmedi." Mesela, postmodern darbenin sonunu ilan eden "bizler" arasında meseleye bu açıdan bakma cesaretini hâlâ sürdürebilen kaç kiÅŸi kalmıştır? Sürecin sona erip ermediÄŸi meselesi biraz da bu soruyla yüzleÅŸme cesareti gösterebilmekle yakından alakalı.

"RövanÅŸist söylem" aÅŸağılamasıyla mahkum edilen, aslında meselenin özüne dair tartışmayı gündeme getirecek ne fikri ne de vicdani mecalimizin kalmadığı bir ortamda bin yılın sonunu ilan ediÅŸidir tanık olduÄŸumuz. Hükümet darbesi teknikleri açısından üniformalı bürokratların sivil mahkeme önünde hesap verecek bir dönüÅŸümün yaÅŸandığı sistem içi dönüÅŸümde kendilerine pay çıkarmak isteyenler, kendilerinin nereye savrulduÄŸunu çoktan unutmuÅŸ görünüyorlar.

Teknik anlamda hâlâ baÅŸörtülü olarak okullara gidilemediÄŸi, ama baÅŸörtüsü özgürlük taleplerinin, tesettürün ruhunu çürütecek söylemlerle barışık, hatta indirgemeci bir talepkarlıkla meÅŸruiyet arandığı sürece evrilmiÅŸse, kim 28 Åžubat'ın bittiÄŸini ilan edebilir?

EÄŸer, 28 Åžubat bu ülkede bizi biz kılan deÄŸerlerin bir ÅŸekilde görünür plandan sürülmesini amaçlamışsa, bizi biz kılan iddiaların önemli ölçüde geri çekilmesini nasıl okuyacağız? İddialarını kaybetmiÅŸ bir siyasal tavrın iktidara gelmesi ise mesele, bu da merkezin muhalifini adeta fikren hadım ederek içselleÅŸtirmesi demektir.

Sorun ne teknik anlamda darbenin önlenmiÅŸ olmasıdır ne de bir zamanlar maÄŸdur görünenlerin merkeze çekilmesi, yani, "iÅŸ başına" getirilmesidir. Sorun bu topraklarda bir varlık iddiasını mümkün kılan bin yıllık tasavvurun, iddianın, tecrübenin, birikimin alternatif olmaktan çıkarılmasıdır.

Buradan bakıldığında, 28 Åžubat süreci tamamlandı mı, yoksa iÅŸlevini baÅŸarılı biçimde tamamladığı için kullanım tarihi sona mı erdi sorusuyla hesaplaÅŸmadan bu iÅŸin içinden sıyrılmak ne kadar mümkün?

28 Åžubat'ın muhayyel düÅŸmanı o zamanki iktidar deÄŸildi. O zamanki iktidarın uzantılarıyla bir ÅŸekilde uzlaÅŸabileceklerini zaman gösterdi. Önemli olan postmodern darbenin muhataplarının, içi tam dolu olmasa bile, dillendirdiÄŸi iddialarının hayatiyetini koruyup korumamasıdır. Türkiye'de her çeÅŸidiyle 'İslamcılık'lar henüz alternatif üretecek bir söylem geliÅŸtiremeseler bile bir iddia sahibi oldu her zaman. Bu süreç, bugünün insanı için zamanın ruhuna hitap edecek bir dil ve alternatif geliÅŸtirme iddiasını taşıyan, bu ülkeye varlık imkanı sunan tecrübenin, geri çekilmeye zorlanması operasyonu muydu? İddialarının geçerliliÄŸinden kuÅŸkuya düÅŸmüÅŸ oluÅŸumlar siyaseten kazansa da toplumun ufkunu açacak siyasi, fikri hayatı kuÅŸatacak alternatif geliÅŸtirme cesaretini kendilerinde bulamazlar. Bir zamanlar halkçılık iddialarını terk ettikleri oranda sisteme kabul edilmeleri ÅŸeklinde solun başına gelenler gibi, 28 Åžubat'a muhatap olanlar da İslamcılık iddialarını terk ettikleri oranda sistem içinde yer edindiler. Artık biat edip etmemeleri söz konusu deÄŸildir. Kendileri olarak siyaset ve toplum sahnesinde yer almaktan vaz geçmiÅŸleridir çünkü.

Yeni Åžafak

Yazının tamamı için tıklayınız.

NOT: Vurgular bize âittir.

Yazar: Âkif Emre
18-03-10
E mail: aemre@yenisafak.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
BİN YILIN SONU MU? (28 Şubat bitti mi?)
Online KiÅŸi: 40
Bu Gün: 754 || Bu Ay: 6.732 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.299 || Toplam Tıklanma: 58.641.939