
| Kategori : TEFEKKÜR / ÝNSAN VE TEFEKKÜR | Okunma Says: 2789 |
"Yoksulluum övüncümdür!" eklinde çeviregeldiim "Fakrî fahrî!" hadîsinin derin anlamna itibarla, eer hatrlanacak olursa, geçenlerde, bir vesileyle yeni bir karlk önermitim:
"yi ki muhtacm!"
* * *
Fakr (fakirlik) hakikaten "muhtaç olmak" demektir.
Bir düünün bakalm, içimizde muhtaç (fakir) olmayanmz var m?
Yok!
Çünkü insan, baka bir nedenle deil, bizatihi özü gerei fakir ve muhtaçtr.
nsan 'gayr' olmakszn ne varolabilirdi, ne de varln sürdürebilirdi. Varolmak ve varln sürdürebilmek için insan 'gayr'a muhtaçtr. Kendinden bakasna.
nsann toplumsallnn temelinde ibu "gayra muhtaç olmak" meselesi yer alr. nsann toplumsall, onun özünden ayrlmaz.
nsann "toplumsal canl" olarak yaplan tanm, Arapça'ya "medeniyyun bi't-tab" eklinde aktarlmtr. Yani tabiat gerei medenîdir insan! Medenî, yani ehirli.
Yalnz kalabilir ama tek bana kalamaz. Sürtüne sürtüne yürümek zorundadr bu yüzden. Ancak bu dünyada. Sadece ehirde. Bakalaryla.
Trajik olan da bu deil midir zaten?
Her birimiz kendimizle bakalarnn arasnda skp kalm bir hâlde yaam tüketiriz.
stina ve istikbar yakmaz böylesine zavall olana!
Kimse kendi yatandan taamaz!
* * *
Peki o hâlde niçin bu kibir? Nedir o tafralar, ne o kurum kurum kurumlanmalar?
Neyiz biz? Kimiz? Ceplerimiz biraz para görürse, balarmz göe mi deecek? Hiç mi dümeyeceiz, hiç mi ölmeyeceiz?
Otobandan ayrl ey talib, hemen araban yolun kenarna çek ve biraz düün!
Biraz nefes al! Birazck... Varlk'n kokusunu hisset!
Sen zengin filan deilsin, basbaya yoksulsun! Muhtaçsn!
Sen de Mustafa (s.a) gibi, "yi ki muhtacm" de ki kalbin snversin!
Tüm yoksullar gibi.
* * *
Hakkn insana verebilecei en büyük ceza, her hâlde kendisinden minnettarlk duygusunu alp onun ükretme yetisini köreltmesidir.
Bugünün dindarnn bana gelen de bu! Artk kimse aaya bakmyor, gözler hep yukarlarda. Daha fazlasnda. Daha çounda.
Kanaatkârlk, artk unuttuumuz, itibar etmediimiz bir kavram!
"Eldekiyle yetinmek" demek kabaca. "Eh, buna da ükür!" demek! Çaresizlikten deil, yara katlmay bile isteye reddetmekten...
Yoksulluu bir kader olarak kabullenen zavalllardan deil, bilâkis yoksulluu kendi iradeleriyle tercih edenlerden söz ediyoruz.
Baknz, ustalarmz 'kanaat'i nasl tarif ediyorlard:
- "Kanaat, kendisine allan, yaknlk kesbedilen eylerin bulunmamas halinde dahî huzur ve sükûnet içinde olmaktr!"
Kanaat, hakikatte, sahip olmaya deil, olmaya çalmaktr!
Olmaya, yani adam olmaya... insan olmaya...
* * *
Olmazsan, geçemezsin o köprüden ey talib!
ncelmezsen, güçsüzlüü umursamazsan...
Boaz Köprüsü'ne benzemez çünkü Srat Köprüsü. Kldan ince, klçtan keskindir!
Jeeple geçilmez o köprüden.
Mecbursun ey talib, arlklarn atmalsn! Bakalarnn srtna da binemezsin, eteine de yapamazsn. Orada tek banasn! Kendin olacaksn, olmak zorundasn!
Srat Köprüsü'nden geçebilmek için, senin sen olmaktan baka çaren yok!
Çaren yine sensin!
Kendin yürüyeceksin! Admlarn tek bana atacaksn!
Köprünün üzerinde kendi gövdenle, kendi ruhunla, kendi arlnla yürümek zorundasn!
Sahip olduklarn tümüyle bu dünyada brakacaksn, oraya çrlçplak varacaksn!
Yeni afak
Yazar: Dücane Cündioðlu |
16-03-10 |
||
| E mail: dcundioðlu@yenisafak.com.tr | Tweet | ||