HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / ÎMAN VE İSLÂM
Okunma Sayısı: 3217
Yazar: Mustafa Çelik
HAKK'I HAK BİLİP HAKK'A İTTİBÂ ETMEK

HAKK'I HAK BİLİP HAKK'A İTTİBÂ ETMEKAllah’ın arzında “İhkâk-ı Hak ve İptâl-ı Bâtıl” için çalışmak, Müslümanların azad kabul etmez görevleridir. İman ettiğimiz Kur’ân; sırtından geçinenlerin değil, akledenlerin kitabıdır. Kur’ân, bize Hakk’a batıl elbisesi giydirmeyi, bile bile hakkı batıla karıştırmayı yasaklamıştır. Allahû Teâla buyuruyor:

“Hakk’a batıldan elbise giydirip de bile bile hakkı gizlemeyin” (Bakara Sûresi/ 42)

Hakkı Hak bilip Hakk’a ittiba etmek, bir mü’minlik alâmetidir. M. Hamdi Yazır (Rh.a.) der ki: “Bu âyetin mefhumu pek şümullüdür. İlmî ve amelî hususata şamildir. Bilgiçlerin, tedlislerine/yumuşatmalarına, tezvirlerine ve tahriflerine, hatta ehl-i ticaretin karışık muamelâtından ve hâkimlerin haksız hükümlerine varıncaya kadar hepsine şümulü vardır. “İnsanları aldatmayınız, sahtekârlık yapmayınız” mealinde bir umumu mufiddir. Ve mamafih sevkı, bilhassa ilmî haysiyeti istihdaf ediyor. Nice kimseler vardır ki, hakaik-ı ilmiyeyi tahrif ederler. Suiistimal eylerler. Onları, kendi gönüllerine göre evirerek, çevirerek aslından çıkarırlar. Bakırı yıldızlarlar, altın diye satarlar. Bu hal, ahbar-ı Ben-i İsrail’de çok vardı” (Hak Dini Kur’ân, 2/286-287, İst/ 1998) Tarihte helaklerini okuduğumuz İsrailoğullarının helak olmalarının sebeplerinden birisi de, bile bile Hakk’ı batıla, batılı da Hakk’a karıştırmalarıydı. Onların Hamamları ve Rahipleri hakkı batıl, batılı da hakk diye göstermeye çalışıyorlardı. Hakkı güçlü olanın yanında arıyorlardı. Kuvveti, serveti olanı haksız olsa dahi haklı görüyorlardı. Onların vicdanları delinmişti. Şunu bilelim ki; haksız güçlü olunca karşısında duruşunuz değişiyorsa vicdanınız zayi olmuş demektir.

Kötülüklerle sarmaş dolaş bir hayat yaşayanlar, Hakkı batıla karıştırmak için savaşanlardır. Küçük büyük ayrımı yapmadan kötülüklerden kaçınmak, Allah yolunda düşman karşısında bir savaşı kazanmaktır. Kötülüklerden, kötülerden, kötülerin kötülüğe dayanan sosyal ve siyasal düzeninden kaçınmak, Allah’ın ebedi lanetine uğramış şeytandan kaçınmak cümlesindendir. Şirke, küfre, tuğyana, zulme dayanan sosyal ve siyasal oluşumlardan yana oluyorsanız, böyle sistemleri tercih ediyorsanız, günde milyon kere “Ezû besmele” yi çekseniz bile yine de şeytanla berabersiniz ve şeytanın hizbindensiniz. Kötülükleri, kötüleri, kötülüğe dayanan sosyal ve siyasal organizasyonları, sistemleri terk etmek kolay bir şey değildir, kesintisiz çaba ve gayret ister. Hayatta “Güç olan ölümden kaçınmak değil, kötülükten kaçınmaktır. Çünkü kötülük ölümden daha hızlı koşar.’’ (Sokrates) Vefasızlığın bahçesinde gümrah bir zakkum olacağına, milyonların duasında, dost bahçelerinde gül goncası olmayı tercih et. Bil ve inan ki; beden kıblesi Kâbe olanların gönül kıblesi Kâbe’ye dönüş emrinin yer aldığı “vahiy” değilse, gittikleri yol sırat-ı müstakim değildir.

“Hakkı tesbit ve batılı iptal” niyet ve maksadına matuf olmayan münazara ve münakaşalar, bizi hak’tan ve hakikatten mahrum kılmak için nefs-i emmarenin bize kurduğu tuzaklardır. İslam uleması ihtilafı; hakkı tespit ve batılı iptal niyet ve gayretiyle iki muarızın şeri delil getirmesi olarak tarif ediyor. Nitekim ehl-i sünnetin müctehid imamları, delaleti ve subutu kati olan nasslarda katiyen ihtilafa düşmemişlerdir. Ancak zanni olan meselelerde yani içtihada konu olan meselelerde sırf Allahü Tela’nın rızası için delil bulma gayretine girmişlerdir. Hepsinin müşterek hedefleri, Hakkı Hak bilip Hakk’a ittiba etmektir. Bunun da alâmeti, hayırlarda yarışmaktır. İmam Rabbanî (Rh.a.) der ki: “Hayırların en büyüğü şeriatın tervici(yürürlüğü)ne çalışmak, onun hükümlerinden her birini ihya etmeye gayret etmektir.” (İmam Rabbanî, Mektubat, c. 1, 47-48. Mektup) Müslüman oldukları halde şeriatullah’ın hayatın her karesine, toplumun her kurumuna hakim ve amir olması için çalışmayanlar, Hakkı Hak bilip Hakk’a ittiba etmeyenlerdir. Müslüman olarak ferd, aile, cemiyet ve devlet seviyesinde sadece şeriatullah’ın hakim olması için çalışmak, Hakk’ı hak bilip Hakk’a ittiba etmektir. Şeriatullah’ın hakimiyeti için çalışmayanlar, Hakk’a değil, batıla ittiba edenlerdir.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Mustafa Çelik
07-05-14
E mail: habervaktim.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
HAKK'I HAK BİLİP HAKK'A İTTİBÂ ETMEK
Online Kişi: 23
Bu Gün: 762 || Bu Ay: 7.567 || Toplam Ziyaretçi: 2.931.601 || Toplam Tıklanma: 58.658.862