
| Kategori : EDEBÝYAT / YAZI VE YAZMAK ÜZERÝNE | Okunma Says: 2391 |
Bir zamanlar bakkaliyeler vard; mahallelerin haber, posta, emanet sand, yardm merkezleri... gibi çalan bakkaliyeler. Her çocuun, dilbilgisi kurallarn örendii zamana kadar bir "bakkalc amcas" olurdu oralarada; ömürleri ite o dilbilgisi kuralnn örenildii zaman kadar ksa sürdü, bir bir kapandlar ve bakkalc amcalar birer masal kuu olup uçtular mahallelerden. Sonra terzihaneler, ayakkab tamircileri... E. F. Schumacher'in "Küçük Güzeldir" diye niteledii ne varsa önemli bir bölümü kendilerine mahsus güzellikleri de yanlarna alp kayboldular. Artk hipermarket, megamarket devridir; "Paran kadar konu" zamandr; varsa paran git, bul, been, al, çk... Ne senden orada bir iz kalsn, ne de oralar sende -paracklarn yutmaktan baka- bir iz braksn; neticede sen sadece ve sadece bir "müteri"sin.
Aslnda "bakkaliye nostaljisi" yapmak deil niyetim, yakn zamanda ayak seslerini dinlemeye balayabileceimiz dier bir "tükeni" için imdiden bana da dütüünü sandm kimi eyleri söyleyerek, nostaljik yaz için altrma yapmaktr.
Bu tükeni, kapitalist tanmlamayla "butik" yaynevlerinin tükeniidir.
Butik yaynevlerini bilirsiniz; bir ya da iki kiinin sahipliinde, üç-be kiinin gayretiyle ayakta duran, kt sermayeli ama zengin projeleri olan yerlerdir. Yazarlar oralara kendi evlerine gider gibi rahatça giderler; insann, yazarn, sanatn ve edebiyatn kymeti hâlâ had safhadadr oralarda; yazar yazarlnn, yaync yaynclnn bilincindedir; esaslar ezelden belirlenmi güzel bir ahlak üzre sürer tatl sohbetler, susaml simitler ve tavan kan çaylar eliinde...
te bu yaynevlerinin kimileri kaplarna kilit vurmaya hazrlanrken, kimileri de "tükenerek çoalma", aaçlar gibi ayakta ölme kararyla muhtemel sonlarn biraz olsun geciktirmeye çalyorlar.
Elbette, tpk bakkaliyeler için söylenildii gibi, butik yaynevleri için de "olanlar olmalyd, deime kaçnlmazd, modernleme zorunluydu" falan filan diyerek konuyu geçitirmek mümkündür. Hatta biraz daha ciddileerek, "Efendim, onlar da varlklarn iyi deerlendirip kurumlasalard da bu akibete uramasalard" yollu bilgiçliklerle, "ölen ölür, kalan salar bizimdir" türküsünü çarmak da...
Mümkündür çünkü, her iki yaklam da "insan" sadece bir "tüketici"; nesneleri, düünceleri, dinleri, ilimleri, bilimleri, sanatlar, edebiyatlar... "satlabilir ey"den ibaret sayan kapitalist mantn ürünüdür.
Çou butik yaynevlerinin sahipleri, yöneticileri kurumlamann nasl olacan, bu mantn mensuplarndan daha iyi bilirler ama kurumlamazlar. Çünkü kurumlamak -dorudur, kazanç anlamnda onlar iyi bir yere tayabilir ama- her eyden önce yazarlar onlarn karsnda ceket ilikleyen acuzelere dönütürür. Onlar, birçok ahlakî ve kültürel problemi de beraberinde getirecek bu duruma rza göstermezler.
Örnek mi? te, yllarn yayncs Ezel Erverdi, ite bilmem kaçnc bin kitab yaynlayan lhan Aknc... Onlar bilmezler de kim bilir kurumlamann ne olup olmadn? Elbette isimler çoaltlabilir. Ben Atilla Birkiye'yi (Özgür), Hüseyin Su'yu (Hece), Nency Öztürk'ü (Çitlembik), Ali Kemal Temizer'i (Beyan) ekleyeyim, siz Mehmet Kahraman' (z), Muhammet Çiftçi'yi (Kaknüs), smail Demirci'yi (Selis), Mekki Yasskaya'y (Erguvan)... ekleyin. Ve bunlarn hepsi de iyi bilirler kapitalizmin kendilerine nasl bir dünya dayattn; dayatlan o dünyann insanlk, yazarlk ve yaynclk onuruyla hiç mi hiç badamadn...
O halde yazarn onurunun, butik yayncnn onuruna bal olduunu bilen akl ve sorumluluk sahibi yazarlara ciddi bir görev düüyor artk.
Yazarlarn, kurumsal yaynevlerinden "beeni" dilenmemesi, murahhas üyelerin, icra kurulu bakanlarnn, yayn danmanlarnn, editörlerinin karsnda ceket ilikleyerek oturmamas gerekiyor ki, asl kendi yerlerinin idraki içinde olsunlar ve onlarn ivasndan uzak durabilsinler.
Kurumlam yaynevleri yazarlarn özgürlüklerini kstlarlar; onlarn "çok satma"ya dayal ileyileri içinde yazarlar ne edebiyata, ne de yazdklar türlere sahip çkamazlar; çok satmak neyi gerektiriyorsa ona göre davranmak zorunda kalrlar. Bu da yetmez, o kurumlar, daha çok satabilmek için yazarlarn ahsiyetinden de bireyleri satmalar gerektiini dayatrlar onlara, dier bir söyleyile sadece kitaplar deil yazarlar da bir pazar nesnesine dönütürürler.
Yaznn tamam için tklaynz.
Yazar: Ömer Lekesiz |
17-08-09 |
||
| E mail: Mail Adresi Yok | Tweet | ||