
| Kategori : / DÝL KALESÝ | Okunma Says: 2824 |
1932 tevellütlü Hasan Pulur, Türkiye’nin en tecrübeli kalemlerinden… Fakat 80’e dayanm ya ve 50’yi am yaz hayat, onu bazen dil hatalar yapmaktan kurtarmyor. Milliyet’in 02 Temmuz 2010 tarihli saysnda onun “Daha krklar bile dolmad...” balkl yazsndan iktibas ettiimiz u paragraf bir zahmet okuyun ve Türkçe hatalarn görün:
"Bir deyim: ‘Hiçbir ey, gerçein kendisi kadar gerçek deildir.’
Nedir gerçek?
Gazze'ye insani yardm götüren ‘Mavi Marmara’ gemisine baskn yapan srailli askerlerin 9 Türk’ü öldürmesi...
Bu gerçee kimin itiraz var?”
fade Hatas
Önce ifade yanln izah edelim, yani sondan balayalm:
Hasan Pulur “Bu gerçee kimin itiraz var?” diye soruyor. Ben de bu yazy okurken kendi kendime soruyorum:
- Hangi gerçee?..
Biraz yukardaki satrlar tekrar okuyorum, ama net bir cevap yok… Aslnda Hasan Pulur’un sormak istedii eyi, onun yalnzca ifadelerine bakarak anlamaya çalrsak varacamz netice, yani sorduu ey u olur:
"Gazze'ye insani yardm götüren ‘Mavi Marmara’ gemisine baskn yapan srailli askerlerin 9 Türk’ü öldürmesine kimin itiraz var?..”
(Kimin itiraz yok ki?)
Elbette Hasan Pulur bunu sormak istememitir. Çünkü Hasan Pulur böyle biri olamaz... Peki ne demek istemitir, yani neyi sormutur? Olsa olsa unu:
"Gazze'ye insani yardm götüren ‘Mavi Marmara’ gemisine baskn yapan srailli askerlerin 9 Türk’ü öldürmü olduu haberine (veya bilgisine) kimin itiraz var?..”
Kelime Hatas
Cümle hatasn böylece brakp kelime hatasna gelelim:
“Hiçbir ey, gerçein kendisi kadar gerçek deildir. ”
Hasan Pulur bu söze “deyim” diyor…
(imdi ben de Hasan Pulur gibi “Buna kimin itiraz var?” dermiim… Siz de bana sorarmsnz: “Neye itiraz kardeim? O sözün “deyim” olup olmadna m, yoksa Hasan Pulur’un o sözü ‘deyim’ diye adlandrdna m?..”)
Peki bu söz bir “deyim / tabir” midir? Elbette deil… Bu söz bir “atasözü” olabilir, bir “vecize / özdeyi” olabilir. Ama asla “deyim / tabir” olamaz…
Hasan Pulur Bilmiyor mu?
Acaba Hasan Pulur “tabir” ile “vecize” mefhumlarn hep kartryor muydu? Merak ettim ve bunu anlamak için onun 40 - 50 yazsn taradm. Gördüm ki Hasan Pulur “tabir” ile “vecize”yi kartrmakla kalmyor, “tabir” ile “kelime”yi de kartryor…
Bakn, 30 Haziran 2010 tarihli Milliyet’te “Gediktepe’de çömelmek mi, yoksa dikelmek mi daha doru?” münakaasna temas ettii yazsnda öyle diyor:
“Haaa bu arada Cüneyt Özdemir'e de bir sözümüz var, bir konuyu iyice aratrmadan, deyimleri bilmeden karnzdakine soru sormayn, hadi cahilliiniz demeyelim, bilgisizliiniz ortaya çkyor.
Siz Gediktepe’yi ‘snak’ diye isimlendirirken, Pamukolu srarla hem de bir kere deil ‘snak deil, siper’ diye düzeltti. Snakla, siperin ne olduunu bilmeden ahkâm keserseniz, böyle olur...”
Aadaki cümleler de Hasan Pulur’un “tabir” ile “kelime”yi kartrdna dair dier baz örnekler:
“Elbette tartlr, ama Ziya Gökalp’n deyimiyle ‘mukatele’ olmutur, yani insanlar karlkl birbirlerini öldürmülerdir.” “Üstelik bu ifade veya iddia ‘taeron’ gibi yuvarlak bir deyim deil, köeli, sivri hedefleri belirli bir iddia...”
“Saraka, sözlüklerde bulunan, ama çok kullanlan bir deyim deildir, bugünün argosuyla, inceden inceye, krmadan, incitmeden dalga geçmektir.”
"Rus subay anlatmlarnda ‘soykrm’ deyimini kullanr.”
Görüldüü gibi, Hasan Pulur bu cümlelerde “snak, siper, mukatele, taeron, saraka, soykrm” kelimelerinin de birer “deyim” olduklarn belirtmi.
Hasan Pulur’un Türkçesi Kötü mü?
Elbette hayr… Onun Türkçesine “kötü” dersem büyük bir hakszlk yapm olurum. Çünkü medyadaki kalem erbabnn kahir ekseriyeti ondan daha kötü yazar. Bir baka ifadeyle, Hasan Pulur en iyilerden…
Mefhumlaryla Oynanan Türkçe
Hasan Pulur’un (ve onun gibi ustalarn) bile arada bir böyle kelime hatalar yapmasn tabii karlamak lazm. Zira Türkiye’de 75 yldan beri mefhumlarla resmen oynanmtr. Kelimeler atlp yerlerine türedi kelimeler konmu, yeni çkarlanlardan bir ksm 10 - 15 sene içerisinde tekrar deitirilmi veya terk edilmi, eskiden beri mevcut olan kelimelere birdenbire yeni manalar verilmi, verilen manalar sonra deitirilmi… Hâsl mefhumlarn çou yerinden oynatlm ve mana - kelime ba zayflatlmtr.
Hasan Pulur’un, atasözüyle, vecizeyle ve kelimeyle kartrd “deyim” sözü de yerinden oynatlan, dümeni krdrlan ve baka yere oturtulan kelimelerden…
Ben de atm N’ideyim, TDK’ye Ne Deyim?
1935’ten önceki kültür dilimizde “deyim” diye bir kelime kullanlmyor olmal. Çünkü ne Kamus- Türkî’de mevcut ne de 1928’in mla Lûgati’nde…
TDK’nin Derleme Sözlüü’ne göre “deyim” kelimesi Türkiye Türkçesi azlarnda u manalarda kullanlm:
1. Diyeyim: Efendime deyim... 2. Cümle: ki deyim söz. 3. Söz, kelime 4. Mâni, destan, at, iir, msra, ark, türkü, gazel.
te bu manalara gelen “deyim”e 1935’teki Osmanlcadan Türkçeye Cep Klavuzu’nda “tabir = Terme, expression” manas yüklenmitir. Niçin? Niye olacak, “tabir”i öldürmek için…
Ayn Klavuz “demek” fiiline bal u sözleri de ihtiva ediyor:
Deyi = Tarz- telâffuz = Prononciation
Diyem = 1. fade 2. Mantk
Diyev = Beyanat = Déclaration
Bunlardan “deyi” de “deyim” gibi yerinden oynatlan, dümeni krdrlan ve baka yere oturtulan sözlerden; “diyem” ve “diyev” ise önce dourulan, sonra da bir yerlerde ölüme terk edilen zavall “söz yaratklar”ndan…
Haa, affedersiniz, unutuyordum: TDK “diyem”i 1935’te yaptrp yaktrd mana (1. fade 2. Mantk) ile yaatamam; 1974’te çkard “Yazn Terimleri Sözlüü”nde ise “meal” karsnda canlandrmaya çalm ve ona öyle bir mana vermi:
“Bir dizeyi, bir koay, bir konuyu yazld sözcükleriyle deil; kavrand gibi ksaca anlatma.”
Peki, canlandrabilmi mi?
Buna bir baka sualle cevap verelim: Bu kelimeyi anlayan, kullanan var m?..
Yoksa daha ne diyem?.. (Bakn ben "diyem" dedim.)
Ayn TDK 1974’te diriltmek için urat kelimeyi 1978’teki Özletirme Klavuzu’na almam bile… Yani tekrar gömmü…
Arapça asll “meal”i kovmaktan vazgeçmi mi peki? Hayr, bu sefer de onun yerine “anlam, kavram” kelimelerini getirmi.
Hasan Pulur Ne Yapsn?
u kelimeleri kaldr, yerine bunlar koy; olmad, onlar öyle bir kenara brak, dierlerini getir… Bir dilin kelimeleri böylesine deitirilirse o dil yazboz tahtasna döner. Bu hâle gelen bir dili konuanlarn mant alt üst olur. nsanlar birbirleriyle anlamakta zorlanr. Anlatma ve anlama yollar sarpa sarar…
Bu zincirleme sebep-netice ban sürdürürsek iin hangi tehlikeli snrlara varacan akl banda olan herkes tahmin edebilir: Sosyal hayat felç olur.
Refik Erduran'n bir tespitini hatrladm: "Kavramlar birbirine doluyoruz. Dolaynca da her ey, ama her ey karyor."
1932’de doan Hasan Pulur ansl…
Kimden mi?
1942'de, 1952'de veya - benim gibi - 1962’de filan doanlardan…
Çünkü onun yetitii yllarda Türkçemiz, dil bahçemiz, çok az bozulmutu.
imdiki Türkçe mi?
Mihnet-Keân'n sahibi, mehur air zzet Molla - ki Hasan Pulur muhtemelen ona atfedilen fkralar bilir - iki asr önceki Kean yolculuu srasnda, atl arabasnn aynasnda perian olmu yüzünü seyrederken bugünkü Türkçeyi de görmü gibidir:
"Bir mevsim-i bahârna geldik ki âlemin
Bülbül hamû, havz tehî, gül-sitân harâb..."
Yazar: C.Yakup Þimþek |
06-07-10 |
||
|
E mail: c.yakup_simsek@dogrulus.com Yazar Hakknda Bilgi ve Dier Yazlar |
Tweet | ||