HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / MAÂRÝF (Eðitimle Ýlgili Yazýlar)
Okunma Says: 731
Yazar: Yavuz Gencer
GENÇLER GÝTTÝKÇE DAHA AZ "BÜYÜK SORU" SORUYOR

Sal günleri, gündemini günceline malzeme etmeyen uykular kaçabilen ‘dertli’ bir çounluk tarafndan ibretle ve hayretle seyredilen “Söz Kampüsten çeri” programn sunan Selahattin Yusuf, bugün Star’daki arka köesinde önemli bir ‘derd’ini bizlerle paylam. Bu çok önemli vurgular ve hakl hayflar olan yazy biz de sizlerle paylamak istedik. Yeniden düünen üreten soran örenen ve öreten bir yeni beyaz kuamz olur dileiy

YAVUZ GENCER / HABERKÜLTÜR

Sal akamlar 24 TV ekranlarna gelen, bazlarnzn bildii o program sunuyorum. Epeyi bir zamandr, Türkiye’nin gündemindeki konular konuuyoruz. Genel olarak entelektüelleri, sanatçlar ve devlet ricalinden muhtelif makam sahibi misafirlerimizi arlyoruz orada. Her Sal gecesi programdan sonra evime dönerken kafama üüen eylerin bir ksmn sizinle de paylamak istedim. Gelen tepkilerden, orada burada sorulan sorulardan yola çkarak, genç arkadalarmzn dünyalar hakknda elde ettiim bir takm ipuçlarn birlikte düünelim istedim.

1996 ylndan beri neredeyse düzenli olarak yaz yazyorum. Gazete ve dergi yöneticileriyle ‘nerede’ yazacam konusu açldnda, hep arka sayfalarda yazmak istediimi söyledim. Bu, günlük siyaset üzerine yazmamak için uydurduum bir bahaneydi. Çünkü gündelik siyaset, daha iyi anlayabilmek için benim hep uzaktan izlediim, izlemek istediim bir alan oldu. Bu duygum hiç deimedi. Oysa bütün eitimim siyaset ile ilgiliydi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi gibi, bu alanda iyi eitim veren bir okulda okudum. Orada yüksek lisans yaptm. Ama bu eitimin sonunda, ironik biçimde unu örendim: Bu i benim ilgimi hiç mi hiç çekmiyor! Biraz kendimi dinledim. Baktm ki toplumu ve ülkeyi anlayabilmek için onun “Büyük Hikâye”sine bakmak, büyük politikaya bakmak, bize gerçek ve etimize dokunan sahici emareler vermiyor. Politika, hayatmzn neyin içinde yüzdüünü anlayabilmemiz için sorduumuz sorulara, bir izofrenin de verebilecei cevaplar veriyor.

Hayatmzn ne idüünü gerçekten ve en alttan kavramadkça, onun üzerine gerçekten düünmü olmuyoruz galiba. Büyük bir filozof; “Üzerine düünülmeyen hayat, yaanmaya deer mi?” diye sormu. Hayatmz üzerine gerçekten düünebilmemiz için -politikaya deil ise- nereye bakacaz, peki? Bana kalrsa, politik toz bulutunun kaynakland, olutuu alttaki topraa bakabiliriz. Topran da ne ve nasl bir toprak olduunu bilebilmemiz için, onu eeleyip altna bakmalyz. O topran katmanlarna, rengine, hangi kökleri, böcekleri, kurtlar, yer alt sularn barndrdna... filan bakmalyz. Hasl, neyin içinde yaadmz gerçekten ve hissederek bilebilmemiz için, kültürel kaz çalmalarndan bir an bile vazgeçmemeliyiz. “Bu aaç neden böyle saçma sapan yapraklar ve meyveler açt” diye akn abalak bakakalmak yerine; o aacn köklerine, asna, köklerinin ald suya, minerallerine bakmalyz.

Bana, yazdklarn göstermek isteyen arkadalar oluyor zaman zaman. Genellikle genç arkadalar. Bakyorum yazdklarna. “Aacn” en tepesinde, gözleri. Kurumu dallarn uçlarndaki rengârenk -ama kurumu, çürümü- meyvelere dalp gitmi, gözleri. Parmaklar oraya sabitlenmi. Sanyorlar ki günlük politikann dorular yerini bulursa, hayatlar felaha erecek. Sanyorlar ki politik talar satranç tahtasndaki “gerçek” yerlerine yerletirilebilirse, hayat daha güzel olacak. Aralarnda çok iyi eitim görmü olanlar da var. Ama sonuç deimiyor. tahlar ve meraklar gündelik olmaktan çkamyor. Gündelik ekerlemeler yetiyor ruhlarna. Onlara, talep ettiklerinin, aslnda gizli bir mikro-iktidar olduunu söylemenin bir yolu yok. Taleplerinin, son derce dünyevî, son derce profan, son derece kaba ve somut eyler olduunu anlatmann bir yolu yok sanrm. Onlara, her eyi berbat eden asl sebebin de zaten bu olduunu anlatmamzn bir yolu yok.

Edebiyat ve kültür dergileriyle günlük gazeteler arasndaki tiraj farkna bir bakn. Bu toplumun, tamamna yaknnn, gözlerini aacn tam tepesindeki meyvelere dikmi bir itah cinneti içinde olduunu göreceksiniz. Hayatmzn giderek içimizi bayan bir eskrim karlamasna dönümekte olduunu göreceksiniz. Ekrann ve genel olarak medyann, hayatmzn bütün derin-s sorunlarn tesfiyeden geçirdiini ve hepsine birden kolayc bir slktan baktn, tek bir “üniforma” dille, her eyi düzletirdiini göreceksiniz. Ve genel olarak “enerjik kamuoyu”nu da buradan bakmaya raz ettiini göreceksiniz.

Giderek daha az “büyük soru” soruyor gençler. Daha az kelimeyle konuuyorlar. Daha az hayret ediyorlar. Sorular ve talepleri küçük, gündelik. Oldukça mütevazi cevaplar talep ediyorlar: Kavga etmeye ve taraf olmaya yetecek kadar, ancak. Giderek daha kötü cevaplarla yetiniyorlar. Sorular “tez” kokuyor. çinde saldr ve öç barndrmayan, saf merak duygular oldukça körelmi vaziyette.

12 Eylül’den önce gençler yolda birbirlerinin önünü kesip; “Sac msn, solcu musun?” diye soruyorlard ve bu vahimdi elbette. Ama imdi bunu bile düünebilecek durumda deiller: Bu nedir peki?

Yazar: Yavuz Gencer
09-04-10
E mail: Haberkültür.net
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
GENÇLER GÝTTÝKÇE DAHA AZ "BÜYÜK SORU" SORUYOR
Online Kii: 19
Bu Gn: 200 || Bu Ay: 5.293 || Toplam Ziyareti: 2.928.229 || Toplam Tklanma: 58.599.361