HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / ÎMAN VE ÝSLÂM
Okunma Says: 1078
Yazar: Haberkültür
HALKIN "ÝNANÇ DÜNYASI"NA BÝLÝNÇLÝ SALDIRILAR
Halkn ‘inanç dünyas’na bilinçli  saldrlar!

Ekrandaki dini tartmalar üzerine Prof. Dr. Enbiya Yldrm’dan önemli tesbitler…

“Son on-onbe yllk süreçte televizyon ekranlarnda icra edilen dinî tartmalarn halkn inanç dünyasna ve kullua yönelmesine ne derece müsbet etki yaptna, kalplerinde ne tür sarsntlar yarattna dair bilimsel saha çalmalarna ihtiyaç vardr.”

diyen Cumhuriyet Üniversitesi lahiyat Fakültesi Hadis Anabilim Dal öretim üyesi  Prof. Dr. Enbiya Yldrm, milletin mayas olan din olgusunun kvamnn hassasiyetle korunmas bahsinde önemli tesbitlerde bulunuyor:

EKRANLARDAK DNÎ TARTIMALAR -ÇERDEN BR BAKI-

"Son on-onbe yllk süreçte televizyon ekranlarnda icra edilen dinî tartmalarn halkn inanç dünyasna ve kullua yönelmesine ne derece müsbet etki yaptna, kalplerinde ne tür sarsntlar yarattna dair bilimsel saha çalmalarna ihtiyaç vardr."Devletin tek resmî televizyon kanal varken, Asaf Demirba'n haftada bir sunduu programlarla insanlar din adna "ne kadarlk ve ne tür" bilgi verilmek isteniyorsa onu alabilirlerdi. Bir de kandillerde mevlid programlar yaplr¸ cuma sabahlar da radyoda "Cuma Sabah" adl bir program olurdu. Bunun dnda dinî bilgi ihtiyac camilerden veya özel toplantlardaki sohbetlerden karlanrd. Kitap okuma merak olanlar da Ömer Nasuhi Bilmen¸ Mehmed Zihni Efendi gibi büyük bilginlerin yazm olduklar ilmihalleri okuyarak kendilerini gelitirmeye çalrd.

Özel televizyonlarn serbest braklmasyla birlikte insanlar din adna tam anlamyla bombardmana tabi tutulmaya baland. Baz kanallar belli bir merebin dinî kabullerine göre uygun yaynlar yapmaya balarken¸ sahiplerinin dinî hassasiyet tad kabul edilen kanallar ile bu hassasiyete sahip olmayan medya patronlarnn televizyonlarnda düzenlenen programlarla din çeitli açlardan ele alnr oldu.

Bu programlar ilk balarda sarsc bir etki yaratt. Önceden duyulmam yeni eyler söyleniyor, kabir azabnn olmad, kaderde insann yapacaklarnn yazlmad (yakn zamanda da hurilerin cennette e olmayaca) iddia ediliyor; kafalar karan insanlar güvendikleri hocalara koup bunlar soruyor ve ne yapacaklarn aryorlard. Yeni söylemin karsnda geleneksel çizgiyi koruyan hocalar da geçmiten intikal eden bilgileri var güçleriyle savunmaya, kadim ulemann kabullerini korumaya çaltlar. Böylece iki cephe arasnda üç çeit izleyici profili ortaya çkt:

Birinci olarak, yeni söylem sahiplerinin etkisinde kalanlar. Bunlarn önemli bir ksmn, daha öncesinde dinî bilgisi çok az, slâm' yaama ve ibadetler noktasnda da son derece zayf olan izleyiciler oluturur. Bu kiiler, farkl dil sahibi hocalarn söylediklerini doru kabul ettiler ve onlarn anlattklarn benimsediler. Böylece söz konusu hocalarn neredeyse kendi cemaatleri olutu. Bunun yannda eski örendiklerinin doru bilgiler olmadn düünüp yeni söylem sahibi hocalarn etrafnda toplanan insanlarn saysnn da az olmadn söylemek durumundayz. Bu grubun oluumunda televizyon kanallarndaki dinî programlarn neredeyse bütününün yeni söylem sahibi hocalara tahsis edilmesinin etkisini unutmamak gerekir. Bu imkân, kitleleri etkilemeleri ve taraftar kazanmalar açsndan onlara büyük bir avantaj salamtr. Tartma programlarnda bu hocalarmzn karsna çkarlan zevatn büyük çounlukla liyakat sahibi olmamas da bu olguyu desteklemitir.

kinci gurubu ise¸ öteden beri belli hocalarn kitaplarn ve sohbetlerini takip eden, bir halka içerisinde yer alan insanlar oluturur. Bunlar gelenein sunduu bilgiye son derece baldrlar. Dinin elden gittii endiesini tayan bu kesim bütün güçleriyle savunma pozisyonuna geçtiler. Yeni söylemler gelitiren hocalarn karsnda tam anlamyla cephe aldlar ve onlar dini tahrip etmekle suçladlar. Söylemlerinin halk dine sndrmak bir yana dinden souttuunu, ibadete yöneltmediini, zaten dini yaamayan bu kitlelere yeni gerekçeler sunduklarn söylediler. Bunlar "gelenein muhafzlar" olarak tanmlayabiliriz.

Bu iki grup yannda en zorda kalanlar aradakiler, yani kafalar kark olanlardr. Dier iki gruptakiler yerlerini belirlemilerdir. Ancak bu insanlar her iki tarafn hocalarnn söylediklerine bütünüyle olmasa bile ksmen hak vermilerdir ve ne tarafa gideceklerini armlardr. Bir tatminsizlik içindedirler ve halkn çok önemli bir kesimini bu insanlarn oluturduunu söylemek yanl olmasa gerektir.

Arz ettiimiz tablo karsnda öncelikle sormamz gereken husus, söz konusu programlarn (en azndan büyük ksmnn) hangi amaçla yapld veya yaptrlddr. Bu programlarn sahiplerinin, insanlar dinlerini örensinler ve kulluklarn daha iyi yaasnlar, slâmî deerlere daha çok sahip çksnlar gibi bir niyetleri var mdr diye sorduumuzda, yantnn olumlu olmayacan sanrm hepimiz kabul ederiz. Bütün muhtemel dier niyetler bir yana¸ konumaclarn birbirleriyle çattrlmas ve son derece aykr eylerin söylenmesinin arzu edilmesiyle, en azndan reyting kaygsnn öne çktn söylemek durumundayz. Dolaysyla slâmî bilgiyi doru sunma çabasndan söz etmemiz pek mümkün gözükmemektedir. En azndan TV kanallarnn çou için durum bu ekildedir.

Yukarda yaptmz üçlü tasnif bir hususu daha dile getirmemizi zorunlu klmaktadr. O da, televizyon programlarnn insanlarn tam anlamyla bilgilenmelerine yeterli zaman tanyp tanmad meselesidir. Sanrm bu sorunun cevab bütünüyle olumsuzdur. Sonuçta televizyon programlar genelde canl performansn sergilendii, bu nedenle anlatlandan ziyade insann kendisini takdim etme çabasnn öne çkt yaynlardr. Tartma programlar da kardakini yenmek adna ölçünün kaçt platformlardr. Ayrca delillerin sunumu için yeterli süre verilmediinden konu ne kadar güzel anlatlmaya çallrsa çallsn, bir bütün olarak sunulmas imkânszdr. Bu nedenle seyirci konuyu kuatan bir bilgiyi elde edemez. Olan biten, izleyiciyi etkilemekten ibaret kalr. Bütün bu manzarann din adna ne kadar salkl bir sonuç salayacann iyi deerlendirilmesi icap eder.

Bu sebeple din adna konuan hocalarmzn iyi niyetinden üphe etmemekle birlikte, çktklar programlarn sonucunda vatandalarn kafalarnda nasl bir din algs oluturduklarn muhasebe etmeleri uygun olur. Anlattklar hususta hakl olduklarn varsaysalar bile, meseleyi bütüncül olarak sunabildiler mi, yoksa insanlarn dini "tamamen üphe alan" olarak alglamalarna m sebep oldular? Hatta insanlarn üpheye dümelerine kendileri mi sebep oldular? Bu husus gerçekten de önemlidir. Zira eski bilgilerine göre slâm'a ve inandklar hususlara sayg gösteren geni halk kitleleri¸ dinî olan her eye üpheyle bakmaya balayabilir. "Asl olmayabilir¸ bu nedenle önem vermesek de olur." eklinde ciddiye almama¸ umursamama yaklamn benimseyebilir. Bu ise "Dini her eyin önünde tutma" kabulünü aa çeker ve kutsallar sradanlatrr.

Televizyon programlarna çkan hocalarmz¸ yeni söylem gelitirenler ile eskiyi savunanlar olarak ikiye ayracak olduumuzda¸ her iki gurubun da amas gereken temel bir sorun daha bulunmaktadr:

Aykr (veya yeni) eyler söylediklerini kabul edebileceimiz hocalarmz, televizyonlarda sürekli aykr söylemleri dile getirerek vitrine çkmaktadrlar. Bu ise etraflarnda toplanmakta olan kitlelerin bile onlardan uzaklamasna neden olmaktadr. Çünkü "Gelenekte doru bir ey yok."¸ "Hakikati ilk biz kefettik." yaklam¸ geçmii bütünüyle inkâr etmek olduundan itici gelmektedir.  Bunun yannda bu tür söylem sahibi olanlarn bir ksmnn sürekli suçlayc bir dil kullanmas¸ slâm' kendi bilgileri çerçevesinde yaamaya çalan garip Müslümanlar aalayp azarlamas¸ kendisi gibi düünmeyen hocalar veya zümreleri itham etmesi¸ onlar gibi düünmeyen geni halk katmanlarn kendilerinden iyice uzaklatrmaktadr. Bunun yannda¸ kar tarafta yer alan insanlar öteleyen bu yaklam¸ toplumda var olan kamplamalar yetmiyormu gibi yeni bir ayrmaya neden olmas sebebiyle tehlikeli bir durum arz etmektedir. Nitekim bu ekilde ekranlarda gözüken hocalarn bir ksmna "Bu kendi düüncesidir¸ sayg duyarz." anlayyla yaklalmadn¸ bilakis nefret edildiklerini görebiliyoruz. O zaman burada bir söylem sorunu olduunu düünmek durumundayz. ayet slâm dini toplumu bölen bir araç durumuna getiriliyorsa bu son derece tehlikelidir. Hâlbuki aalayc bir dil kullanmak, en azndan insan kazanma sanat açsndan problemlidir.

Gelenei savunan hocalarmzn bir ksmnn handikapna gelince; o da, kitaplarda gördükleri her bilgiyi dini savunma adna sahiplenmeleridir. Böyle olunca da geni halk kitlelerine asl olmayan veya dinde bir zemini bulunmayan bir takm malumat bilgi diye sunmakta ve insanlarn zihinlerinde yanl bilgilerin yer edinmesine neden olmaktadrlar. Böylesi hocalarmzn en büyük problemi¸ kendi kabuklarnn dna çkamamalar¸ klasik dönem kitaplaryla yetinmeleri¸ günümüzde son derece ciddi aratrmalarla yazlm eserlere bakmamalar ve hatta bunlara bir deer atfetmemeleri; hatta onlara üphe ile yaklamalardr. Böyle olunca da¸ dini anlatmak veya onu savunmak adna her türlü nakil¸ bir aratrma yaplmakszn insanlarn zihinlerine boaltlmaktadr. Bu ise yanl bir din anlaynn olumasna sebebiyet vermektedir. Örnein¸ geni kitlelere hitap eden bir hocaefendi¸ kaynan da vererek aure gününde bir duann okunmasn tavsiye etmekte ve bu duay okuyann o yl vefat etmeyeceini iddia etmektedir. Bunun slâm'n temel inanç deerleriyle taban tabana zt olduunu ve bu gerçek olsa her aure günü Müslümanlarn söz konusu duay okumak suretiyle ölümü kendilerinden kyamete kadar uzak tutabilecekleri gibi imkansz bir kanaat oluturacan göz ard etmektedir. Görüldüü gibi¸ bir büyük slâm âlimi diyor denilerek aktarlacak her malumatn doru olmama ihtimali vardr. Bu nedenle dikkatli olmak gerekmektedir.

"Bütün bunlarn bizi götürdüü nokta nedir?", baka bir ifadeyle "ne yapmak gerekir?" diye sorulacak olursa, sorunun tek cevab vardr. O da itidaldir. nsann gerek konumalarnda ve gerek yazlarnda itidali elden brakmamas gerekir. Yeni bir söylemi dile getirirken de¸ slâm' savunacam derken de ar gitmemek icap eder. Çünkü "orta çizgi" ald takdirde¸ sonuçlar ifrat ve tefrite varmakta¸ bundan Müslümanlar olumsuz olarak etkilenmektedir. Din adna bir eylerin yazld internet sitelerine girilecek olursa¸ özellikle gençlerin zihinlerinin ne kadar dank olduu ve neredeyse hiçbir eye güvenmedikleri görülür. Bu tablo bizleri ürkütmelidir.

Son on-onbe yllk süreçte televizyon ekranlarnda icra edilen dinî tartmalarn halkn inanç dünyasna ve kullua yönelmesine ne derece müsbet etki yaptna, kalplerinde ne tür sarsntlar yarattna dair bilimsel saha çalmalarna ihtiyaç vardr. Gerçi bu hususlar kesin hatlaryla ölçmek belki hiçbir zaman mümkün olmayacaktr; ancak¸ "Ben vereceim mesaja bakarm." diyen hocalarmzn¸ çktklar programlarn nihai olarak neye hizmet ettiine dikkat etmeleri en dorusudur. Bu sözümüz her iki grup için de geçerlidir. Unutulmamaldr ki¸ bu din¸ milletimizin aslî mayasdr. Bu maya giderse ne olacan hepimiz biliyoruz.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Haberkültür
27-03-10
E mail: Haberkültür.net
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
HALKIN "ÝNANÇ DÜNYASI"NA BÝLÝNÇLÝ SALDIRILAR
Online Kii: 22
Bu Gn: 198 || Bu Ay: 5.291 || Toplam Ziyareti: 2.928.226 || Toplam Tklanma: 58.599.160