
| Kategori : / DÝL KALESÝ | Okunma Says: 1087 |
TDK binlerce “Türkçelemi” kelimeye sava açt. Hedef, onlar unutturmakt. Bu kelimeler asrlarca evvel Türkçeye girmi, herkes tarafndan kabul edilip benimsenmi, sevilmi; buna ramen TDK tarafndan “Arapça, Farsça, Osmanlca, yabanc kelime” gibi sfatlarla yaftalanmaktan kurtulamamtr. Hâlbuki “Arapça, Farsça, Osmanlca, yabanc kelime” diye yaftalanan bu kelimelerin çou ses ve ma’nâ bakmlarndan yerli ve millî birer sîmâ kazanmlardr.
Bu kelimelerimizden biri de “edebiyat”tr. imdi “edebiyat”n bana gelenleri bir hatrlayalm:
"Edebiyat"n Bana Gelenler
TDK, “edebiyat” unutturabilmek için birçok yol denedi. Evvelâ 1935 senesinde “edebiyat” kelimesine “Osmanlca” damgasn vurdu. Sonra onun yerini tutmas için “yazn” diye bir kelime uydurdu. (TDK bu “yazn” kelimesini hâlâ kullanyor.)
TDK 1948’de çkard Edebiyat ve Söz Sanat Terimleri Sözlüü’nde de “edebiyat” kelimesi hakknda aynen unlar demi: “Edebiyat kelimesi yabanc bir kelime olduktan baka anlam bakmndan konusu ile de hiç bir ilgisi olmadndan, Türkçe karlnn bulunmas gereken terimlerden biridir. Bunu için imdiye kadar Betikler, Yaznlar, Yazna gibi karlklar ileri sürülmütür.” (Bu cümlelerde ifâde kusuru ve imlâ hatâlar görüyorsanz bu, benim kabahatim deil; TDK ya Edebiyat ve Söz Sanat Terimleri Sözlüü’nde bu ekilde yazm yâhut internet sitesine böyle aktarm.)
Kurum’umuz “edebiyat”a “Osmanlca” muamelesi yapmaya devâm etti. 1974’te çkard Yazn Terimleri Sözlüü’nde “edebiyat”a yine “Osmanlca” dedi. 1978’de hazrlad ÖZLETRME KILAVUZU’na göre de “edebiyat” kelimesi “Osmanlca art yabanc sözcükler”den biriydi; hâlâ kullanan varsa derhâl bundan vazgeçmeli, yerine “yazn” tercîh etmeliydi.
"Edebiyat" Terk Ettik mi?
Millet “edebiyat” bir türlü terk etmedi, “yazn” da - TDK’nin onca gayretine ramen - henüz fark etmedi. TDK de aklna gelen bütün alternatiflere (yazn, gökçe yazn, betikler, yaznlar, yazna…) ramen “edebiyat” sözlüünden çkar(a)mad. Çkar(a)mad, ama TDK sözlüklerinde “yazn” ve benzeri tuhaf îcatlar da hâlâ yerini koruyor. (imdi ya ikisinden biri dierini iyice zayflatacak ya da birinin ma’nâs anp az veyâ çok deiecek.)
Bu Israr Niçin?
Bu srar niye? Durup dururken niçin kelime imalât yapld?.. Türkçedeki "yazn"la alâkas olmayan bu “yazn” türedisi hangi maksatla sözlüümüze, dilimize ve kafamza zorla sokuluyor? Asrlarn “edebiyat”ndan ne istiyorlar? Onunla ne alp veremedikleri var? Bunlardan da vazgeçtik, unu cevaplasnlar:
- “Edebiyat”n yerine “yazn” getirmeye çaltnz 1935’ten beri bunun zrnk bir faydas oldu mu? Olduysa kime, neye, nasl?..
TDK’ciler bu mevzûda yukarda ileri sürdükleri bahâneler (Osmanlca art yabanc olmas) dnda ne diyebilirler acabâ?
Herhâlde öyle bir eyler:
- Efendim, “edebiyat” zor, “yazn” ise kolay… Biliyorsunuz ki “edebiyat” kelimesi tam dört hece: e-de-bi-yat… “Yazn” öyle mi ya?.. Bakn, “ya-zn”… Gördünüz, deil mi? Biz yurttalarmzn diline taklan böyle güçlükleri hep çözüyoruz. Bulduumuz dier kolaylklar için bizi izlemeye devam edin.
Sonracma, asrlarca “edebiyat” yaptk da ne oldu? Beynimiz suland, gözümüz buland. Köhne “edebiyat”tan kurtulup büyük bir sevinçle “yazn”a hoplayalm, kafay toplayalm!..
"Yazn" Yetmedi, "Gökçe Yazn" Geldi
TDK, “edebiyat” unutturabilmek için “yazn”n îcâdyla yetinmedi. Bir yedeini de bulmalyd ve buldu: gökçe yazn. (Aslnda TDK kurulduundan beri hep böyle tedbirli davranm, tutturamad kelimeler yerine hemen bir bakasn bulmutu. Meselâ “kelime” yerine önce “tilcik” demi; bunu tutturamaynca “sözcük”ü imal etmiti. Çünkü “kelime” Arapçayd ve can cehennemeydi.)
Fakat bu ite bir tuhaflk vard. Çünkü bulunan yedek eleman (gökçe yazn) asl eleman(yazn) da içinde barndryordu.
Peki ama “yazn” ileri sürmüken “gökçe yazn”a ne lüzum vard ki? “Edebiyat”n yükünü “yazn” tek bana tayamaz myd? Zavall “yazn”n yardma ihtiyâc m vard? Ne olmutu ki?.. Bu sorular TDK’ci büyüklere sorabilseydik acabâ nasl bir cevap alrdk? Zannediyorum hk mk edip aadakilere benzer lakrtlar ederlerdi:
1. “Yazn” uydurduktan – ey, pardon “türettikten” – sonra fark ettik ki “edebiyat”n yannda biraz kuru ve clz kalacak. Netîcede “yazn” tutturamayabilirdik. Zâten bu milletin neyi tutup tutmayacan ancak Allah bilir. Halkmz böyle çöp gibi eyleri sevmez, nitekim gelin alrken de eti budu yerinde olann tercih eder. Bir dirhem et bin ayp örtermi. Biz de “yazn” önce besiye çektik. Sonra da biraz allayp pulladk, oldu size “gökçe yazn”… (Gören mâallah desin! Desin, ama millet bu güzel, gökçe gelini de beenmedi. Ne olacak ite, zevksiz, eyyy… “beeni”siz insanlar!..)
2. Her ne kadar biz “yazn” “yaz-mak” fiilinden türettiysek de Türkçede zâten mevcut olan ve “Yazn gölge ho, kn çuval bo.”sözündeki “yazn: yaz mevsiminde” zarfnn gölgesinde kalacak gibiydi. Tabiî bir de ayn “yaz”n genitif hâli vard ve bunlar birbirine karrd. (Rahmetli nenemin “Yazn art, kn kat.” sözündeki “yazn” kasdediyorlar.)
3. “Edebiyat"n baaramadn “yazn”mz halletsin, o yapamazsa “gökçe yazn” becersin diye...
4. Olsun, fazla söz göz çkarmaz ki… Zâten dier birçok kelimeyi de ortadan kaldrabilmek için ayn eyi yaptk.
"Edebiyat"n Âilesi de Vard
Tedbirli kafalarla dolu TDK’miz sâdece “edebiyat” yok etmekle bu iin bitmeyeceini biliyordu. “Edebiyat”n bir de âilesi vard: edebî, edebiyatç, edebî eser filân… Bunlar paçalarndan tutup atmalyd; evlerine de yepyeni bir familya getirmeliydi. Ve hemen bulup getirdiler.
Yeni tananlarn çok farkl isimleri vard: yaznc, yaznclk, yazn eri, yaznsal, yazn bilimi, yazn bilimci, yazn dili… (Gördüünüz gibi, hepsi de çada klkl eyler… Ne köhne Nedîm’i hatrlatyor ne gazeli ne de Leylâ ile Mecnûn’u… Hattâ Dertli, Karacaolan, Ahmet Hâim, Yahyâ Kemal, Reat Nûri, Peyâmi Safâ; Tanzîmât, Servet-i Fünûn; Rübâb- ikeste, Safahât, Çalkuu, 9. Hâriciye Kouu’nu bile asla aklnza getirmez. O kadar modern…)
Türk Lehçelerinde "Yazn" Kelimesi Var m?
Fakat aklmza baka bir eyler geldi: Acabâ bu bizim beenmediimiz “yazn” kelimesi dier Türk lehçelerinde var myd? Eer varsa “yazn” kabul etmeyen bu millete bir “yuh” çekmeliydi. Ne olacak, câhiller!.. Ben de cehâlet duvarmdan bir ta daha düürmek için açtm TDK’nin internet sitesini, baktm oraya. Ama o da ne?.. Dier Türk lehçelerinin (Âzerî, Bakurt, Kazak, Krgz, Özbek, Tatar, Türkmen ve Uygur Türkçelerinin) hiçbirinde “edebiyat” yerine kullanlan bir “yazn” kelimesi yok… Hepsinin kulland kelime: "edebiyat"... Bunu, Ahmet Yesevî Üniversitesi tarafndan hazrlanan ve TDK’nin de internetten verdii Türk Lehçeleri Sözlüü’nden tesbît ettim. (Benim yaptm tesbitte bir hatâ varsa TDK’li büyüklerimizden düzeltmelerini beklerim.) Haddimi aarak bir kitaba daha baktm. Prof. N. A. BASKAKOV’un redaktörlüünde G. A. GAYDARC, E. K. KOLTSKA, L. A. POKROVSKAYA, B. P. TUKAN tarafndan hazrlanp Prof. Dr. Abdülmecit Doru ile Prof. Dr. smail Kaynak tarafndan tercüme edilen GAGAUZ TÜRKÇESNN SÖZLÜÜ’nde de “edebiyat” ma’nâsna gelen bir “yazn” kelimesi yok… Demek ki Gagauz Türkçesi’nde de – Türkiye Türkçesinde olduu gibi - “yazn” kelimesi “yaz mevsiminde” yerine kullanlyormu.
Anladm kadaryla TDK “edebiyat”mz “Osmanlca art, yabanc, Türkçe karlnn bulunmas gereken terimlerden biri” olarak görmü. Unutturmak için de bir sürü zahmetler çekip “yazn, gökçe yazn” gibi kelimeleri imal etmi. (Sakn, kelime imalâtnn kolay bir ey olduunu zannetmeyin.)
Ama i sadece “edebiyat, edip, edebiyatç, edebiyatçlk…” ile bitmiyordu. Bunlarn etrâfnda “Osmanlca art, yabanc, Türkçe karlnn bulunmas gereken” baka kelimeler de vard; onlara da “öz Türkçe” karlklar bulunmalyd. Aratrmaya devam ettim.
Dier "Edebî" Kelimeleri Ne Yaptlar?
Aklma gelen “edebî” tâbirlerden birkaç hakknda TDK’nin ne yaptna baktm. (Tabiî ki mürâcaat ettiim yerler yine TDK’nin kitaplar ve internet sitesiydi.) Gördüm ki TDK “Osmanlca art, yabanc, Türkçe karlnn bulunmas gereken terimler”den bir ksmna “öz Türkçe” karlklar bulmu, ancak kimilerini olduu gibi brakm.
Meselâ Arapça asll “hikâye”nin yerine “öykü”yü bulmu; ama Franszca olan “roman”a dokunmam.
Meselâ Arapça asll “iir”i “kouk”lam; ama talyal olan “tiyatro”ya gelince sesini hiç çkarmam.
Meselâ Arapça asll “msra, kaafiye, vezin”i bir türlü sevememi, onlar atp yerlerine “dize, uyak, ölçü”yü getirmi; ne gariptir ki Avrupal “akrosti”i sevmi, tekrar Avrupa’ya yollayamam.
Meselâ Arapça asll “tasvir, tahrir, tahkiye”yi terk edip onlar “betimleme, yazma, öyküleme” yapm; ne var ki Franszca “kompozisyon”a hiçbir ey yapmam.
"Yazman" da Ne Oluyor?
Mevzû “edebiyat” olunca “edib, muharrir” kelimelerini de merak ettim. Onlar nasl ölmülerdi? Ksaca öyle:
TDK’miz 1935 ylnda hazrlad OSMANLICADAN TÜRKÇEYE CEP KILAVUZU’nda “muharrir, edib” karlnda iki kelime bulmu: yazman, yazar… “Edib”in cem’i olan “üdeba”y da “yazmanlar” diye karlam. Bunlardan “yazar” herkes biliyor, anlyor. Dierine (yazman) n’oldu acabâ? 1978’de hazrlad ÖZLETRME KILAVUZU bu kelimeyi öyle açklam:
Yazman: kâtip, sekreter
Yâhu, bu “kâtip, sekreter” de neyin nesi, kimin fesi?..
Peki, hani edib, muharrir?.. 1935’te “yazman” kelimesi (Hadi TDK’ce söyleyeyim, “tilcik”i, eyy, affedersiniz “sözcük”ü) “edib, muharrir” ma’nâsnda deil miydi?.. Onlar nereye uçtu, bu “kâtip, sekreter” nerden geldi?.. Acabâ zühûlen mi öyle yazmlard?
Hayr, ortada bir zühul filân yoktu. Çünkü ÖZLETRME KILAVUZU’nda “yazman” maddesinin hemen altnda u madde vard:
Yazmanlk: kâtiplik, sekreterlik
Demek ki TDK’miz bu “yazman” kelimesinin ma’nâsn sessiz sedâsz deitirivermiti. Yâni “yazman” cezâlandrm; rütbesini indirmiti. (Merak ettiim u: 1930’lu 1940’l yllarn öz Türkçeci muharrirleri “yazman” unvânn benimsedikten sonra “kâtiplik, sekreterlik” derecesine dütüklerinde ne hissettiler acabâ?..)
Niye böyle yapld?.. “Yazman”n “yazar”dan ne eksii vard ki?..
Sonradan örendik ki bu deiiklik 1978’de deil, 1945’te yaplm. Meerse zavall “yazman”mz “muharrir”lik koltuunda yalnzca 10 sene oturabilmi. Bir kelimenin ma’nâs sâdece 10 ylda böylesine deiir mi peki?.. (Dünyây bilmiyorum, ama Türkiye’de dei(tiril)ir... Netîce itibâriyle bu “yazman”n patenti TDK’ye âit… O da kendi malnda istedii tasarrufu yapabilir. Bu tür tasarruflar baka kelimelerde de yapmt. Meselâ patenti yine kendisinin olan “sorun”a 1935’te “Mes’ul = Responsable” ma’nâsn, “sorum”a da “mes’ele, bab, husus” ma’nâsn uygun görmütü. Sonradan bu iki kelimenin elerini karlkl olarak deitirdi. Kime ne?..)
TDK’den beklediimiz, “edebiyat”n da “yazn”n da asl yerlerini korumasdr.
"Edebiyat" ne "Yazn" ne?
“Edebiyat” Orhun Kitâbeleri’dir, Ouz Kaan Destân’dr, Dede Korkut Kitâb’dr.
“Edebiyat” Kutadgu Bilig’dir, Dîvânü Lûgaati’t-Türk’tür, Mevlid-i erîf’tir.
“Edebiyat” Nasreddîn Hoca’dr, Mevlânâ’dr, Yûnus’tur, Fuzûlî’dir.
“Edebiyat” dîvândr, cönktür.
“Edebiyat” mesnevîdir, kasîdedir, gazeldir, rubâ’îdir, arkdr.
“Edebiyat” ilâhîdir, nefestir, komadr, semâîdir, mânîdir, türküdür.
“Edebiyat” iirdir, romandr, hikâyedir, masaldr, Karagöz’dür, Ortaoyunu’dur, tiyatrodur.
“Edebiyat” beyittir, msrâdr, kaafiyedir, rediftir, aruzdur, hecedir
“Edebiyat” Tanzîmât’tr, Servet-i Fünûn’dur, Fecr-i Âtî’dir, Millî Edebiyat’tr, Garip’tir, kinci Yeni’dir.
“Edebiyat” Çanakkale’dir, stiklâl Mar’dr, Kendi Gök Kubbemiz’dir, Han Duvarlar’dr, Kaldrmlar’dr.
“Edebiyat” mecmuadr, cerîdedir, kitaptr, fasiküldür, cilttir.
“Edebiyat” gönüldür, bülbüldür, güldür.
“Edebiyat” bahardr, heyecandr, hazandr, hüzündür; hasrettir, gurbettir, derttir.
“Edebiyat” yiitliktir, meydandr, na’râdr.
“Edebiyat” sevdâdr, hulyâdr, rûyâdr.
“Edebiyat” anlatmakla bitmeyen, zengin, rengîn ve engin bir dünyâdr…
Türkçemizde onun yerini tutacak baka bir kelime yoktur...
“Yazn” m dediniz? Onun “edebiyat”la hiçbir alâkas yoktur. Yalnzca “yaz mevsiminde, yaz aylarnda” demektir.
"Edebiyat" isimdir; "yazn"sa zarftr.
“Yazn” "edebiyat" yerine kullanmak onun ma’nâsn sulandrp bozmaktr, türünü deitirmektir; onu kendisi olmaktan çkarmaktr...
Onu "edebiyat"n karsna çkarmak saçmalktr; hem "edebiyat"a hem de kendisine yaplan bir hakszlktr.
"Edebiyat"mza dokunmayn!..
Yazar: C.Yâkup ÞÝMÞEK |
23-11-09 |
||
| E mail: Mail Adresi Yok | Tweet | ||