
| Kategori : TEFEKKÜR / ÝNSAN VE TEFEKKÜR | Okunma Says: 2335 |
M u h a s e b e
Geçen ylda neler oldu, bu ylda neler olabilir? Almamz gereken tedbirler ve yapmamz gereken iler nelerdir? Her yln banda medyann, yazarlarn, böyle bir muhasebe tablosu çkarmaya çalmas âdet haline gelmitir.
Bir de öyle düünsek: Böyle bir muhâsebe adna geçmi yllarda neler yazlp çizildi? Kullandmz deerlendirme ölçülerinin ve metodlarnn geçerlilii nedir? Yani önce medya olarak, yazarlar, çizerler, aydnlar olarak kendi bilançomuzu bir ortaya koysak. Tespitlerimizin ve öngörülerimizin shhat ve isabet derecesini bir belirlesek... Bence çok faydal olur.
1997 banda; 1996, 1995, 1994, 1993, 1992, 1991, 1990 balarnda neler yazdk? 1980'li, 1970'li yllarda neler yazdk?
Böyle bir "özeletiri"den hiç de parlak bir sonuç tablosu elde edemeyiz. Ve asl sknt da buradadr. Türkiye'de "aydn olma" görevinin icaplar yerine getirilemedii için; skntlar artyor, meseleler daha çetrefil hâle geliyor.
Nokta tahlili yapmann uzun boylu bir anlam yoktur. Marifet, süreçleri okuyabilmektir.
Mesela bir "yeni dünya düzeni" laf çkt ve biz bunu hemen sloganlatrp, türevleriyle birlikte barmza bastk. Bat imdi öyle bir düzenin kurulamadn, belirsizliklerin ve kafa karklnn arttn söylüyor; biz, oyuncan kaybetmi çocuklar gibi, mahzun bir hal içinde, Bat'nn uzataca yeni bir oyunca bekliyoruz. Prof. Edward de Bono isminde biri geldi, "bilgi ça" kavramn artk önemli bulmadn, asl ihtiyacmzn "düünce ça"n balatmak olduunu söyleyip gitti.
Bunu söyleyenin ille de "Prof. Edward" m olmas gerekiyordu ciddiye almamz için? Öyle bir havaya girmitik ki: Yeni Dünya Düzeni kuruluyordu, biz de Batclmz sebebiyle bu düzenin en güzel yerlerinden birine oturtuluyorduk, ça atlyorduk, köeleri birer birer dönmeye hazrlanyorduk... Pek fazla düünülecek bir ey olduuna da inanmyorduk.
* * *
Bir önceki yl gökten zembille inmedi. Öncesi de vard, sonras da olacak.
Michelet öyle yazyordu: "Bugün ile iktifa eden bugünü anlayamaz." Durkheim'a göre "Bugünü anlayabilmek için evvela ondan yüz çevirmek lazm." Bu sözleri tarihçi March Bloch öyle deerlendiriyor: "Hâl, uzun bir akn nihâî ucudur. Öyle bir ak ki, burada her dalgann hareketi, onu çevreleyen ve sktran komu dalgalara, fakat ayn zamanda onu geriden ileriye doru itmi bulunan dalgalara tâbîdir."
Bugünün arkasnda bir on yl var, onun arkasnda bir on yl daha... Bizi bu noktaya iten ve etrafmz çevreleyen basnç dalgalar, o dönemlerin ekillendirdii uzun bir sürecin mahsulüdür.
Deitirmemiz gereken ey, ite bu süreçtir. "Zor i!" deyip, "sürüklenme" kolaycln seçersek, hiçbir meselemizi çözemeyiz. Sadece ksr çekimelere malzeme olacak laflar üretiriz.
Hatâlarmz aynen kalacak ise; basit bir tahmin hesabyla, nerelere varacamz söylemek hiç de zor deildir. "Konjonktür çarpan"n belirlersiniz, zaruri artlara uygularsnz, sürecin müstakbel istasyonlar tasvir edilmi olur. Bu kadar için hayal gücüne de ihtiyaç yoktur, ferasete de.
* * *
Türkiye düünmeye balayacak m, balamayacak m?
Batc-taklitçi-kolayc-sathç-inatç-kavgac-nefsâniyetçi tercih devam edecek mi etmeyecek mi?
Düünceli-ufuklu-ahsiyetli-kl-dayanmal-feragatli-gayretli; bütünlükçü, terkipçi, dengeci, asliyetçi yol benimsenecek mi, benimsenmeyecek mi?
te meselelerin meselesi bu!
Düünce hürriyeti ile ifade hürriyeti kavramlarnn ayrlmas güzel bir ey. Düünce hürriyeti, düünme imkanlarnn hayat tarz icbarlar altnda zaafa uratlmasyla ilgilidir. Düünme hürriyetine kavuamayana ifâde hürriyeti ne verecek? Düünemeyen ne ifade edecek?
Ve düünce hürriyeti, günümüzde, "sürüklenme" gafletine kar kendi vicdanmzda ve ruh dünyamzda kazanacamz bir irade kahramanlnn addr. Yunus'ça "Yola baktm utandm, her iim yanl benim" diyebildiimiz an, göz yalarmz tefekkürün gür rmaklar haline dönüecektir.
NOT: Vurgular bize âittir. (Dorulu)
Yazar: Ahmed Selim |
17-08-09 |
||
| E mail: ethem92@mynet.com | Tweet | ||