
| Kategori : / DÝL KALESÝ | Okunma Says: 2393 |
Lozan Andlamas'nda bütün sistem müslim-gayri müslim ekseninde kurulmutur. Yani Lozan’da “müslüman milleti” ve gayri müslimler vardr. Lozan mevzuunda yerli yersiz zrt prt üfüren zevâtn bunun farknda olduunu sanmyoruz. Onlar ilerin basit bir mâcerâ filminde olduu gibi, Bandrma Vapuru’nda scak bir yaz akam baladn, esas olann klncn çekip düman denize dökmesiyle nemli bir güz sabahnda sona erdiini sanrlar... Bir de büyük dümanlar bizi “Aman ille de bar yapalm, n’olur Akdeniz’den ötesine geçmeyin, lütfen Türkler!” diye ayaklarmza kapanarak srarla dâvet etmilerdir!
Madde bir: Bir kere “Lozan Sulh Konferans” diye bir toplant hiç olmamtr! Türkiye’de resmen bu adla anlan toplantnn gerçek ad “Yakn ark leri Konferans”dr. O sralar dünyânn hâkimi olan ngiltere mparatorluu, müttefikleriyle masann ba tarafna oturmutur. Eer ngiltere ve müttefikleri galip taraftaysa, Türkiye masann ne tarafnda olabilir?
Cevâb meçhul olmayan bu soru, yerli mâcerâ filmi merakllarna “Nayr, nolamaz!” dedirtebilir.
Türkiye’nin Lozan’da masann galipler tarafna oturduunu hiç kimse isbât edemez. Türkiye, Yunanistan’ yenmi, ama Birinci Dünyâ Sava’n ngiltere ve müttefiklerine kar kaybetmi taraf olarak masaya oturtulmu ve Osmanly ykmas dikte edilmitir. Dünyâ müslümanlarna Türklerin malûb olduu böylece gösterilmitir. te bu yüzden konferansn uluslararas resmî ad “Yakn ark leri Konferans”dr!
Konferansta, Türkiye, Araplarn çounlukta olduu bölgeler dnda, esas olarak Türklerle Kürtlerin çounluk tekil ettii snrlar içinde bir hükümranlk alan olarak düünülmütür. Türkiye heyeti de bunu savunmutur. Netîcede, Mîsâk- Millî snrlar büyük ölçüde gerçeklemitir. Elbette Antakya-skenderun, Haleb’e kadar olan bölge ve bilhassa Musul-Kerkük bu snrlarn dnda kalmtr. Türkiye Musul konusunda iç kamuoyunun zoruyla srarc olmu, fakat mesele Lozan’da akim braklarak, ngilizler tarafndan 1926’da Türkiye aleyhine çözülmütür! Hani en “bamsz, boyun emez” d siyâset tâkip edildii söylenen dönemde Türkiye de buna rzâ göstermitir.
Türkiye müslüman ahâlinin devleti olarak kurulmu, fakat Lozan’da kakla veren dünyâ hükümrân, bunu kepçeyle almak için slâm’dan, Osmanl’dan artma uygulamalarn art komutur!
“Bu, anlamann neresinde yazyor?” denilebilir.
Açk metinlerde böyle bir ey yok. Fakat smet Paa döndükten sonra, “Biz Hristiyan olmadmz için istiklâlimizi vermek istemiyorlar.” demi, bunun üzerine Ankara istasyonunda “Ne yapalm?” mevzûlu toplantlar yaplmtr! Bu üst düzey toplantlarda bâz çok mehur “milliyetçi” zerzevat, “slâm terakkiye mânidir, icabederse Hristiyan bile oluruz.” demeye gelen lâflar etmitir. Elbette sonunda Hristiyan olunmamtr, çünkü bu gayri mümkündür. Fakat, laik olunmutur!..
O srada, Türkiye’nin gayri müslim unsurlar mübâdele ile göçürülmü, yerine Yunanistan’dan müslüman unsurlar getirilmitir. Ülkede farkllklarn fark edilmesini salayan unsurlar yok edilince, müslim-gayri müslim ayrmna gerek kalmam, iddetli bir düzmece Türk etniklii siyâseti tutturulmutur. Fakat bu “Türk” siyâseti, Kürtlerden çok Türklerin zararna olmutur. Çünkü Cumhuriyet sonrasnn “Türk siyâseti”, târihi, deerleri ve kimlii ile yaayan bir Türk kavram üzerine kurulmamtr. Îcâd edilmi, sentetik, toplum mühendislii ile benimsetilen bir “Türk” siyâseti izlenmitir.
Türkler bu süreçte, deerlerinden soyutlanmtr. Dîninden, îmânndan uzak tutulmutur. Hattâ dilleri ellerinden alnmak istenmitir. Kaç asrlk türkçe metinler, edebiyat ve yaz bir hamlede çöp sepetine atlm, 1930’larda yeni bir alfabe, dil ve yeni bir târihle kurmaca bir Türk milleti oluturulmak istenmitir.
Küçük bir oligarik zümre dnda, umûmen Türkler bu millet tanmnn içinde olmamlardr. Milliyet tanmlamasndan din tamâmen çkarlm; dil, târih yeniden oluturulmu; geriye kala kala vatan kalmtr!
Bu uygulamalardan önce, Türkler ve Kürtler arasnda farkllk hangi alanlarda idi?
Din berâberlii, his beraberlii, gönül berâberlii iç içe idi. Dil, yâni "osmanlca" denilen zengin dil, Türk’ün, Arab’n, Fars’n, Kürd’ün ve dier Osmanl ile hemhâl olmu kavimlerin anlamas için zengin bir kelime haznesi sunuyordu. “Öztürkçe” srf türklerle anlama yolunu tkamakla kalmad, sözlüklerden tasfiye edilen ortak kelimeler yüzünden dier müslüman kavimlerle anlamay da güçletirdi. 19. Yüzyl, türkçeyi bütün müslüman kavimlerin dili hâline getirmiti. Denilebilir ki, o sralar modern bilgilerle karlam hiçbir müslüman, türkçenin yabancs deildi. Osmanl snrlar içinde kalan Arap, Fars, Kürt bütün müslüman unsurlarn seçkinleri türkçe biliyordu.
slâm dümanl siyâseti ile nasl büyük mütereklik zedelendi ise, öztürkçecilik yaplarak, ortak deerler reddedilerek de toplumun zihnî yapsna ar hasarlar verilmitir.
Yazar: D.Mehmet Doðan |
10-08-09 |
||
| E mail: Mail Adresi Yok | Tweet | ||